Anahtar Parti, Altına Endeksli Tahvil İhracını Eleştirdi
Anahtar Parti İl Başkanı Nazmi Kıymacı, altına endeksli tahvil ihraçlarının Türkiye ekonomisine zarar verdiğini belirtti.

Anahtar Parti'den Altına Endeksli Tahvil İhracına Eleştiri
Anahtar Parti İl Başkanı Nazmi Kıymacı, Türkiye'nin ekonomik durumunu eleştirerek, ülkenin derin bir borç bunalımına sürüklendiğini ifade etti. Kıymacı, yüksek enflasyon, düşen alım gücü ve artan borçlanma maliyetlerinin, yanlış ekonomi politikalarının bir sonucu olarak toplumun tüm kesimlerini olumsuz etkilediğini belirtti.
Kıymacı, hükümetin dış borç yönetimindeki başarısızlığını örtmek amacıyla altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası ihraç etmeye yöneldiğini, bunun da yeni bir borçlanma yolu olduğunu söyledi. Hükümetin, "yastık altındaki altınları sisteme çekmek" ve "TL borçlanmasına alternatif yaratmak" gibi gerekçelerle bu ihraçları gerçekleştirdiğini belirten Kıymacı, bu uygulamanın yalnızca altın fiyatlarının istikrarlı olduğu dönemlerde geçerli olabileceğini vurguladı.
2024'ten itibaren altın fiyatlarının tarihi zirvelere ulaştığını ifade eden Kıymacı, 2026 Şubat ayı itibarıyla altının ons fiyatının yaklaşık 5.043 dolar seviyesinde olduğunu aktardı. Bu koşullarda Hazine'nin altına endeksli borçlanmaya yönelmesinin kamu maliyesi açısından ağır bir yük oluşturduğunu belirtti. 2024 yılından 26 Ocak 2026 tarihine kadar ihraç edilen altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikalarının toplamının 204 tonu aştığını söyledi.
Kıymacı, bu borçlanmalardan yaklaşık 649 milyar TL gelir elde edildiğini, ancak itfa döneminde ödenecek tutarın 1 trilyon 738 milyar TL'yi aşacağını hesapladıklarını belirtti. Aradaki farkın 1 trilyon 89 milyar TL olduğunu vurgulayan Kıymacı, Hazine'nin borçlandığı her 100 TL için yaklaşık 268-271 TL ödeme yükümlülüğü altına girdiğini ifade etti. Bu durumun, Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) yoluyla yapılsaydı toplam maliyetin yaklaşık 726 milyar TL daha düşük olacağını gösterdiğini belirtti.
Kıymacı, bu tabloyu, altına dayalı borçlanmanın KKM benzeri yeni bir servet transferi mekanizmasına dönüştüğünü ifade ederek, altın tahvillerine erişebilen sınırlı bir kesimin yüksek kazanç sağlarken, bu yükün milyonlarca vatandaşın sırtına vergi ve enflasyon olarak bineceğini söyledi.
Anahtar Parti olarak, bu borçlanma modelinin gelecekteki nesilleri ipotek altına alıp almadığını sorgulayan Kıymacı, iktidarın bu tercihinin arka planını açıklamasını talep etti. Ayrıca, yüksek enflasyonist süreçte borçlanmanın büyüyeceğini ve faizlerin artacağını bildiklerini belirterek, altın tahvili ya da altına dayalı kira sertifikası ihraç etmenin yangına körük tutma anlamına geleceğini ifade etti.
Son olarak, yönetilemeyen ekonominin faturasının millete kesilemeyeceğini belirten Kıymacı, itirazlarının bu noktada olduğunu vurguladı.